DECCAL NEDİR?
Deccal kelimesi pek çok kişi için bir anlam taşımaz. Çünkü insanların büyük bir bölümü bu konuda çok sınırlı bilgiye sahiptir, hatta bu kavramı hiç duymamışlardır. Oysa Deccal, Peygamberimiz (sav)’in kıyamet gününün yaklaştığına işaret eden hadislerinde, hakkında çok fazla detay verilen son derece önemli bir kavramdır. Bu sitenin amacı da Deccal’i hadislerde bildirilen tüm özellikleriyle tarif etmek, Peygamberimiz (sav)in dikkat çektiği bu şeytani gücün yakından tanınmasına vesile olmaktır.Deccal ahir zamanda (dünyanın son devirlerinde) ortaya çıkacak en büyük negatif gücün adıdır. Hadislerde genelde bir kişilik olarak tasvir edilmektedir, ancak bu bir kişi olabileceği gibi, şiddete ve vahşete eğilimli, şeytani özelliklere sahip ve insanlara zulmeden bir ideoloji de olabilir. Sitenin ilerleyen bölümlerinde de Deccaliyet bu yönü ile ele alınacak, tüm dünyaya etki eden sapkın bir fikir akımı olduğu gösterilecektir.
Bu fikir akımı, adeta bir büyü gibi kitlelere etki eden, tüm saçmalığına ve yanlışlığına rağmen takipçileri olan ve hatta kendi içinde çeşitli mezhepleri bulunan bir akımdır.
Bu akımın, kendi çarpık ideolojisini dünyaya hakim kılmak için, insanları korku ve tedirginliğe iterek karmaşa ve anarşi meydana getirmesi, yeryüzünde huzur ve güvenlik bırakmaması, sitede üzerinde durulacak bir diğer önemli konudur. Söz konusu akımın, hedefine ulaşmak için en yoğun şekilde kullandığı yöntemlerden biri, savunmasız insanlara yönelik olan şiddet ve terör eylemleridir. Diğer bir deyişle terör, Deccal sisteminin en önemli aracıdır. Bu araç, Deccal sisteminin takipçileri tarafından adeta bir ayin şeklinde, yani büyük bir histeri ve feveran içinde kullanılır.
Bugün halen dünyanın çeşitli bölgelerinde devam eden savaşlar, çatışmalar, kanlı terör eylemleri, vahşi katliamlar, cinayetler ve soykırımlar, ahir zamanın en önemli şeytani gücü olan Deccal’in eseridir. Bu sistemin ana hedefi, insanları imandan, güzel ahlaktan, manevi derinlikten, sevgiden, şefkatten ve tüm insani meziyetlerden uzaklaştırıp, onları sevgisiz, saldırgan, vahşetten ve şiddetten zevk alan vahşi birer hayvan haline getirmek ve bu şekilde dünyayı kanlı bir arenaya çevirebilmektir. Ancak bu planın hiçbir zaman galip gelemeyeceği ve Deccal’in sisteminin mutlaka yok olacağı asla unutulmamalıdır.
Oluşturduğu kaosun ve meydana getirdiği fitnenin boyutları her ne olursa olsun, Deccal’in fikir sistemi, hak olmayan tüm diğer fikir akımları gibi Allah’ın bir kanunu gereği yenilmeye ve yok olmaya mahkumdur. Ve bu yenilgi, Allah’ın izni ile, ihlasla Allah’a yönelen ve yeryüzünde imanın ve güzel ahlakın yayılması için çaba gösterenlerin yaptıkları fikri mücadele ile gerçekleşecektir.
Bu, Allah’ın iman edenlere bir vaadidir. Bir Kuran ayetinde, hakkın ortaya konmasının, batılı yok edeceği şöyle haber verilir:
De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur.” (İsra Suresi, 81)
DECCAL’İN FİKİR SİSTEMİ
Arapça bir kelime olan Deccal, “yalancı, hilekar; zihinlerde, gönüllerde iyi ile kötüyü, hak ile batılı karıştıran; bir şeyi yaldızlayıp gerçek yüzünü gizleyen; her yeri dolaşan kötü ve uğursuz kişi” gibi anlamlara sahiptir. Peygamberimiz (sav)’in ahir zamanı anlatan pek çok hadisinde Deccal, kıyametin en önemli alametlerinden biri olarak yer almaktadır.Deccal’in ahlaksızlığı yaymada kullandığı metod iyiyi kötü, kötüyü iyi göstermesi olacaktır. Bu konuda bildirilen hadislerden biri şöyledir:
Deccal çıkar. Maiyetinde su ve ateş vardır. İnsanların su olarak gördüğü yakıcı bir ateştir. İnsanların ateş olarak gördükleri de soğuk ve tatlı bir sudur.1
Peygamberimiz (sav) hadislerinde, kıyamet kopmadan önce Deccal’in muhakkak çıkacağını belirtirken, Deccal’in nasıl bir ortamda ortaya çıkacağını da bildirmiştir. Deccal’in çıktığı dönem; din ahlakının yaşanmadığı, Allah’ın açıkça inkar edildiği, ahlaksızlığın, karmaşanın, savaşların, çatışmaların çok yaygınlaştığı, terörün, cinayetlerin ve şiddetin günlük hayatın bir parçası haline geldiği bir dönem olacaktır. Tarih boyunca dünya üzerinde anarşi ve kargaşanın yaşandığı dönemler olmuştur, ancak Deccal’in neden olduğu karmaşa ve kaos ortamı, tarihin hiçbir döneminde eşi görülmemiş büyüklükte olacaktır.
Peygamberimiz (sav) de bir hadisinde bu konuya dikkat çekmiştir:
Allah Hz. Adem’i yaratmış olduğu günden bu yana, Deccal’in fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır.2
DECCAL’İN ORGANİZE ETTİĞİ DİNSİZLİK FİTNESİ
İçinde yaşadığımız dönem, din ahlakından uzak ve çevrelerini de böyle karanlık bir yola çekmek isteyen insanların bu amaçla yoğun çaba gösterdiği bir dönemdir. Bazı insanların din ahlakını yaşamamalarının bir sonucu olarak nasıl bir ahlaki çöküntü içine düştüklerinin örnekleri ise dünyanın çeşitli ülkelerinde toplumsal yaşamın her alanında kendini göstermektedir. Dünya basınında yer alan, adaletsizliğin, ahlaksızlığın, zulmün, yoksulluğun, dejenarasyonun, cinayetlerin ve hırsızlıkların artığını gösteren pek çok haber de bu gerçeğin yansımasıdır.
Kuşkusuz ki bu durum bazı insanların yaratılış gayelerini unutmalarından, bir imtihan yeri olan dünya hayatına tutkulu bir hırsla bağlanmalarından kaynaklanmaktadır. Söz konusu kişilerin içine düştüğü bu durumun başka bir önemli nedeni de kendilerine sunulan gizli dinsizlik telkinlerine kolayca kanmalarıdır.
Burada ele alacağımız temel konu; bu gizli telkinlerin neler olduğu ve çoğu kişinin farkında olmadan nasıl bunların etkisi altına girdiği, hatta bir süre sonra bu batıl sistemin nasıl önemli bir savunucusu haline geldiğidir.
İnsanları din ahlakından uzaklaştırmayı amaçlayan telkinler çoğu zaman direkt mesajlar olarak verilmez. Çünkü bunların, bu yalın haliyle toplumun genelinde kabul görmeyeceği açıktır. Bu nedenle verilecek mesajların genellikle dolaylı olmasına, ama aynı zamanda ilgi çekici ve yönlendirici olmasına özen gösterilir.
Dinsizliğin teorisyenlerinin öncelikli amacı; insanlara Yaratıcımız olan Yüce Allah’ı, ölümü ve ahireti unutturmaya çalışmaktır. Böylelikle insanları imandan, güzel ahlaktan, sevgiden, şefkatten uzaklaştırıp; onları sevgisiz, saldırgan, şiddetten ve acımasızlıktan zevk alan insanlar haline getirmek amaçlanır. İnsanları hatta ülkeleri birbirine düşürmek ve bu şekilde dünyayı kanlı bir savaş alanına çevirmek ise nihai hedefleridir. Allah’ın izni ile bu planın hiçbir zaman gerçekleşmeyeceği asla unutulmamalıdır.
| İman edenler, insanları barışa ve esenliğe davet edip iyiliği
emretme, kötülükten men etme sorumluluğunu gereği gibi yerine
getirdiklerinde, gerçek din ahlakını bilmeyen ve tanımayan pek çok insan
Kuran’a yönelecek ve Allah’ın razı olacağı umulan bir yaşam sürmeye
başlayacaktır. Deccal ve taraftarlarının kurmuş oldukları karanlık
yapının ortadan kaldırılmasıyla kargaşa, yokluk, huzursuzluk,
güvensizlik, adaletsizlik, haksızlık gibi sıkıntılar sona erecek, dünya
barış ve refah dolu bir mekan olacaktır. Sokaklar güven içinde
dolaşılabilecek yerler olacak, hukuk sistemi gerçek anlamı ile adaleti
temsil edecek, Allah’ın insanlara verdiği nimetlerden herkes eşit olarak
faydalanacak, eğitim ve sağlık alanlarında herkes eşit imkanlara sahip
olacak, sanata gereken değer ve önem verilecek, yaşanılan mekanların
kalitesi yükselecek, bilim ve teknolojide büyük ilerlemeler
kaydedilecek, insanlar birbirlerine sevgi, merhamet ve şefkat ile
yaklaşacak, suç oranlarında büyük azalma görülecektir. Unutmamak gerekir ki, bu saydığımız güzelliklerin gerçekleşmesi için dua edip çaba göstermek iman sahibi herkesin sorumluluğudur. İman edenler ihlasla ve samimiyetle, din ahlakını yaymak için çaba gösterdiklerinde Allah muhakkak, müminleri “…yeryüzünde güç ve iktidar sahibi kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracaktır.” (Nur Suresi, 55) |
Günümüzde gelişen teknolojinin ve iletişim araçlarının, bilhassa internetin toplumların kültürlerini doğrudan etkilediği açıkça görülmektedir. Bu etkinin yönünü olumsuza çevirmek amacındaki Deccal ve taraftarları da kendi sistemlerini yaymak için teknolojiyi etkin biçimde kullanmaktadırlar.
Örneğin internet; eğitim, ticaret, bilim, haberleşme gibi alanlarda insanlığa son derece faydalı bir araçtır. Ayrıca tüm dünyaya Kuran ahlakının öğretilmesi için de büyük bir fırsattır. Ancak çağımızın bir gereği olması ve birçok ihtiyacımızı karşılaması yanında özellikle genç nesiller, internetten büyük zararlar da görmektedir. Bunun nedeni ise, dünya genelinde ahlaksızlıkları yaygınlaştırmayı, insanların zihinlerinin boş ve faydasız konularla doldurmayı isteyenlerin internet aracılığıyla kumarı, cinsel sapkınlıkları, satanizm gibi sapkın inanışları yayma gayreti içinde olmalarıdır.
Din ahlakında yeri olmayan bu davranışlar, dinsizlik telkinlerinin önemli bir destekleyicisi konumundadır. Kumar oynamaya alışan, şiddet içerikli bilgisayar oyunlarının etkisi altına giren, işinden ve uykusundan olduğu halde saatlerce boş ve faydasız konularla zihinlerini doldurmaktan vazgeçemeyen bu kişiler, bu oyun ve oyalanma içinde dünyada asıl bulunma amaçları olan Allah’a kulluk etmeyi unutabilmektedirler.
Bunun dışında, gazete, televizyon, sinema gibi diğer kitle iletişim araçları da toplumların kültürlerini, yaşayış ve düşünce biçimlerini yönlendirebilen önemli araçlardandır. Her biri son derece faydalı bir biçimde kullanılabildiği gibi, Deccal ve taraftarlarının bilinçli yönlendirmeleri sonucunda ters yönde bir etki de meydana getirebilmektedir. Örneğin bu araçlar yoluyla reenkarnasyon, budizm, ateizm gibi batıl düşüncelerin, materyalist felsefenin, çarpık bir hayat tarzının sıkça reklamı yapılmaktadır.
Tabi ki bu araçlar sadece bu yönde kullanılmamakta, faydalı çalışmalara da vesile olmaktadır. Nitekim az sayıda olmakla beraber özellikle sinema alanında doğru mesajlar barındıran eserlere rastlamak mümkündür.
Bu yüzden, tüm bu araçları faydalı yönlerde kullanmak konusunda iyilerin ittifak etmeleri gerekmektedir. Örneğin internetin din ahlakını yaşayanlar tarafından etkin bir şekilde kullanılmasının önemi çok büyüktür. Çünkü açıktır ki internet, Kuran ahlakının tebliğ edilmesinde ve yaygınlaştırılmasında, en çabuk, en etkili ve en ekonomik yöntemlerden biridir.
Bunun için de Müslümanlar Kuran ahlakının yayılması için birlik olup daha yoğun bir çalışma içine girmelidir. Çünkü, böylesine önemli bir konuda gevşeklik göstermek, bu alanları bir takım sapkın görüşlere bırakmak anlamına gelecektir.
Bunun için yapılması gereken ise, bilimi, teknolojiyi en iyi şekilde değerlendirerek milli ve manevi değerlerimizi yeni yetişen nesillere en güzel şekilde sunmaktır.
Bu yapıldığı takdirde Allah’ın izni ile insan aklına ve fıtratına tamamen ters olan sapkın düşüncelerin toplumda yer bulması olanaksızlaşacaktır.
Dinsizliğin Telkininde Kullanılan Özendirme metodu
Dünyanın pek çok ülkesinde, ahlaksızlığın halkın geneline yayılması için, toplumca tanınan kişileri kullanarak özendirme propagandası yapmak oldukça etkili bir yöntemdir. Aslında çoğu ruhsal sorunları olan, büyük bir çöküntü içinde yaşayan, kültür seviyesi oldukça düşük, kavrayış yeteneğinden yoksun kimi insanlar dünya televizyonlarında, ahlaksızlıkları örnek verilerek, sözde “modern, çağdaş, cesur” insanlarmış gibi lanse edilmekte ve halka bir anlamda “Siz de çağdaşlaşmak istiyorsanız benzerini yapın” telkini verilmektedir.
Yabancı müzik kanallarında ürkütücü kıyafetler giyen, korkunç makyajlar yapan radikal müzik gruplarının sürekli gündemde tutulmasının, satanizm gibi sapkın inanışlara sahip kişilerin sık sık söyleşi programlarına çıkarılmasının, bu “marjinal” olarak tanımladıkları sapkın kişilerin ciddi bir kınama veya eleştiri ile karşılaşmayıp sürekli “sempatik” gibi gösterilmelerinin temelinde de aynı hedef vardır. Kimi zaman çok ileri gittiği düşünülen kişiler kınanıyor gibi gösterilse de, aslında halkın bilinç altına verilen telkin tam tersi yöndedir.
| Deccal, dinsizliğin teorisyenleri ile işbirliği yapıyor! Ahir zamanın anlatıldığı hadislerde, yeryüzünde kötülüğü organize edecek kişi olduğu bildirilen Deccal’in çıkışının, günümüzde yaşanan olaylar ışığında gerçekleşmiş olduğunu söyleyebiliriz. (En doğrusunu Allah bilir.) Ahir zamanın en büyük fitnesinin sahibi olan Deccal, dinsizliğin teorisyenleriyle işbirliği içinde olmasının yanı sıra, kendisi bu grubun başına geçmiştir ve tüm faaliyetleri bizzat yönlendirmektedir. Bunlar, “dünya hükümeti” tabir ettikleri bir yapılanma içerisindedirler. Bu karanlık çete, günümüz dünyasındaki her türlü gelişmeyi çok yakından takip etmekte, dünya genelinde çeşitli sapkınlıkların, ahlaksızlıkların yayılması için oldukça yoğun bir telkin ve propaganda çalışması yürütmektedir. Teknolojinin büyük bir hızla geliştiği, iletişim araçlarının giderek çeşitlendiği bir ortamda yapılan bu telkinler her ülkeye, her eve ve her kişiye rahatlıkla ulaşabilmekte ve telkinlerin şiddeti gün geçtikçe artırılmaktadır. |
Budizm, Hinduizm, karma felsefesi… Dinsizliği örgütleyenler, bu gibi sahte ve aldatıcı inanışların (daha doğrusu insan yapımı felsefelerin) batıl öğretilerinin yayılmasını desteklerler.
Din ahlakının toplum üzerindeki köklü etkisini ortadan kaldırmak, materyalist dünya görüşünün benimsenmesini kolaylaştırmak ve manevi arayış içinde olan insanları “Allah inancına karşı çıkan sahte bir inanış” ile yanıltmak girişiminde bu batıl dinler önemli rol oynamışlardır.
Hiç şüphesiz, insanları Allah inancından uzaklaştıran, İlahi dinlerin insanlara tavsiye ettiği güzel ahlak anlayışını ortadan kaldırıp yerine materyalist ve batıl inanışları yerleştirmeye çalışan bu gibi akımlara karşı, Allah’a samimiyetle iman eden tüm insanların birlik olarak çok yönlü bir fikri mücadele yürütmeleri gerekmektedir. Bunun için yapılması gerekenlerden biri, İlahi dinlerin insanları davet ettiği barış, huzur, güven, adalet, eşitlik, yardımlaşma, merhamet, şefkat ve sevgi dolu dünya ile batıl dinlerindeki maddi ve manevi sapkınlığı temel alan hayat şekli arasındaki büyük uçurumu gözler önüne sermektir.
Hiç unutmamak gerekir ki, bu çarpık felsefelere kanan insanların çok büyük bir bölümü ilk olarak genellikle ilgi çekmeyi, farklı ve orijinal tavırlarla dikkatleri üzerlerinde toplamayı amaçlamaktadırlar. Bir yandan da mutluluğu bu sapkın inanışlarda bulacakları yanılgısına kapılmaktadırlar. Allah’ın elçileri vasıtasıyla insanlara gönderdiği din ahlakından ve onun doğru yollarından uzaklaşarak kendilerini iç karartıcı, kasvetli, korku ve sıkıntı dolu bir dünyaya, çok büyük bir yıkıma sürüklemektedirler.
| Müslümanlar Kuran ahlakının yayılması için birlik olup daha yoğun
bir çalışma içine girmelidir. Çünkü, böylesine önemli bir konuda
gevşeklik göstermek, bu alanları bir takım sapkın görüşlere bırakmak
anlamına gelecektir. Bunun için yapılması gereken ise, bilimi, teknolojiyi en iyi şekilde değerlendirerek milli ve manevi değerlerimizi yeni yetişen nesillere en güzel şekilde sunmaktır. |
|
Dinsizliğin telkininde verilen mesajlar
Özellikle son yıllarda, insanların çoğunun hiçbir şey düşünmemeye dayalı bir hayat sürdükleri görülmektedir. Özellikle gençler arasında, sadece bol para kazanıp tamamen eğlenmeye yönelik boş bir hayat sürmeye dayalı yüzeysel bir kültür gelişmiştir. Bu yüzeysel kültür içinde çoğu zaman “Ben nasıl var oldum, yaratılış amacım nedir?” gibi sorular akla gelmez. Bu insanlar ne kendilerini Allah’ın yaratmış olduğunu düşünürler, ne de sapkın ideolojilerinin kendilerinde yaptığı yıkımın farkındadırlar. Kafalarını dolduran düşünceler, film yıldızlarının hayatları, pop şarkıcılarının skandalları ve kişiye ahirette hiçbir fayda sağlamayacak buna benzer boş konulardır. İnsanların büyük bir bölümü de -kendi deyimleriyle- “geçim derdi” ya da benzeri dünyevi konular ve güncel meseleler üzerine yoğunlaşmıştır. Bu durum asıl yurdumuz olan ahiret yerine geçici bir mekan olan dünya hayatına bağlanmış olmaktan kaynaklanmaktadır. İnsanların büyük kısmının ölüm ve ahiretten gafil olduklarının farkında olan dinsizliğin teorisyenleri de bu yönde faaliyetlerde bulunmaktadırlar. İnsanlara sürekli olarak meşgul olacakları boş konular, geçici eğlenceler, haberler, sansasyonlar ve çeşitli meşgaleler sunarak toplumu kontrol altında tutmaya ve yönlendirmeye çalışırlar. Başta da vurguladığımız gibi, dinsizliği örgütleyenlerin öncelikli hedefi, insanlara Allah’ı, ölümü ve ahireti unutturmaktır. Bunu yaparken kullanılan en temel mesaj ise, dünya hayatının hiç bitmeyecek zevklerle dolu bir yer olduğu mesajıdır. İnsanlara, bu dünyaya bir kere gelecekleri, helal-haram ayrımı yapmadan elde edebilecekleri her zevke ulaşmaya çalışmaları, her geçen günün tadını çıkarmaya çalışmaları gibi cahilce bir düşünce sinsice telkin edilmektedir. Oysa bu büyük bir aldatmacadır. Dünya hayatı geçicidir, istisnasız her insan için bir gün mutlaka son bulacaktır. İnsanlar bu dünyadaki davranışlarından hesaba çekilecek ve sonsuza kadar sürecek asıl hayatları başlayacaktır. Bu sonsuz hayatta ya gerçekten hiç bitmeyecek zevklerin olduğu cennette ya da hiç bitmeyecek azapların olduğu cehennemde olacaklardır. |
Evrim teorisi, söz konusu telkin araçları içinde dinsizliği yaygınlaştırmak için kullanılan en önemli araçlardan biridir. Ancak dinsizlik telkinleri yalnızca evrim propagandası ile sınırlı değildir. Bir sonraki bölümde, yeryüzünde dinsizliğin, ahlaksızlığın yayılmasını isteyenlerin evrim propagandasıyla beraber kullandıkları diğer tüm gizli telkinleri, dolaylı mesajları ve sinsi metodları deşifre etmeye çalışacağız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder